Bence küçük yaşıyoruz diyerek kendimizi bazen fazla hafife alıyoruz. Çünkü gün içinde yaşamın içinde olmak bile başlı başına bir yaşayış biçimi. Asıl önemli olan şey nasıl yaşamayı ve deneyimlemeyi seçtiğimiz.

İnsan çoğu zaman kendine neyi layık görüyorsa aslında onu yaşamaya başlıyor. Fakat burada önemli olan nokta şu: İnsan sürekli eksiklik odaklı düşündüğü için elinde olanı göremiyor. Oysa insan hiçbir zaman tamamen "tamamlanmış" hissedebilen bir varlık değil.

Çünkü insan bulunduğu şartlara zamanla adapte oluyor:

  • Acıya alışıyor,
  • Konfora alışıyor,
  • Yoğunluğa alışıyor,
  • Şikâyete bile alışıyor.

Bu yüzden mesele sadece "eksik olanı tamamlamak" değil. Asıl mesele şu: "Ben şu an hangi boşluğu doldurmaya çalışıyorum?"

İnsan bazen işsizken parasızlıktan şikâyet ediyor. İş bulunca bu kez yorgunluktan şikâyet ediyor. İş bulunca yapacağını söylediği şeyleri erteliyor. Sonra da "zamanım yok" diyor. Ama düşününce aslında çalışmaya başladığımız ilk günlerde de yoğun tempoya alışkın değildik. Yorulduk, zorlandık ama zamanla adapte olduk.

Peki neden kendimiz için yeni bir deneyim yaratmak istediğimizde bundan kaçıyoruz?

Bence bunun birçok katmanı var. Belki gerçekten oraya ait olduğunu düşünmüyorsundur. Belki yapmak istediğin şeyi gerçekten istemiyorsundur, sadece istediğini sanıyorsundur. Belki geçmişte yaşadığın baskılar yüzünden o alanı bir "güç göstergesi" olarak görüyorsundur. Belki de senden alınan bir şeyi geri kazanmaya çalışıyorsundur ve bu yüzden o arzunun içine bir kayıp duygusu yerleşmiştir.

Hayat tek bir olaydan veya tek bir bakış açısından ibaret değil. İnsan çok katmanlı bir varlık. Bu yüzden gerçekten bir eksiklik hissediyorsak önce kendimizi çözmemiz gerekiyor. Kendimize şu soruyu sormalıyız: "Ben hayata nereden bakıyorum?"

Çünkü insan kendisini tanımadan ne istediğini de tam olarak bilemez. Ve ne istediğini bilmeden yaşadığı deneyimlerin içine tam anlamıyla yerleşemez. O zaman insan sadece "yapmış olmak için" yaşar. Ama kendini ilmek ilmek çözmeye başladığında, yaşadığı anların içine gerçekten girmeye başlar.

"İnsan kendini ilmek ilmek çözer."

Ve belki de dış dünyayı değiştirmeden önce insanın yapması gereken ilk şey kendisini fethetmektir.

Bir sonraki adımı konuşmaya hazır mısınız?

Görüşme Talep Et